Midye ve somon balığını yemeden önce bir kez daha düşünün!

Türkiye'de sıklıkla tüketilen midye aslında oldukça besleyici ancak içerdiği zararlı maddeler nedeniyle dış ticareti yapılamıyor. Avrupa Birliği, Türkiye’den aldığı midye ve benzeri ürünleri ciddi kontrollerden geçiriyor ve çoğunlukla ağır metal ve bakteri içerdiği için standartlara uygun bulmuyor. Çünkü midyeler yaşadıkları ortamın etkisi ile toksinleri, ağır metalleri, mikropları, çeşitli bakterileri ve diğer balıkların dışkılarını olduğu gibi içlerine çekerler.

25.09.2018 tarihinde cnnturk.com'da yayınlanan yazımız.
midye-ve-somon-baligini-yemeden-once-bir-kez-daha-dusunun-1200x675.jpg

Türkiye’de sıklıkla tüketilen midye aslında oldukça besleyici ancak içerdiği zararlı maddeler nedeniyle dış ticareti yapılamıyor. Avrupa Birliği, Türkiye’den aldığı midye ve benzeri ürünleri ciddi kontrollerden geçiriyor ve çoğunlukla ağır metal ve bakteri içerdiği için standartlara uygun bulmuyor. Çünkü midyeler yaşadıkları ortamın etkisi ile toksinleri, ağır metalleri, mikropları, çeşitli bakterileri ve diğer balıkların dışkılarını olduğu gibi içlerine çekerler. Bu da sağlık açısından oldukça tehlikeli… Aynı şey somon balığı için de geçerli. Gerçek somon balığı sağlık için oldukça faydalı ama çiftlik somonları sağlıklı değil aksine sağlığımız için zarar teşkil ederler.

Ülkemizde çok sık tüketilen midye aslında oldukça besleyicidir. Doymamış yağ ve Omega-3 yağ asitleri açısından zengin olan midye etinin sadece 100 gramı bile yüklü miktarda vitamin deposudur. Midye barındırdığı selenyum ile tiroid bezlerine fayda sağlar. A vitamini sayesinde göz sağlığına ve bağışıklık sistemine destek olur. Ancak midye bu sağladığı faydalardan çok daha fazla oranda sağlığınızı tehdit edebilir.

Midyede dışkı bile var!

Bu deniz canlıları doğaları gereği beslenme ihtiyaçlarını karşılarken aynı zamanda filtreleme görevi yapar ve suları temizlerler. Bir akvaryum içine birkaç midye koyarsanız midyenin akvaryumu tamamen temizlediğine şahit olacaksınız. Evinizde akvaryumunuzu temiz tutmak istiyorsanız içine birkaç midye koymanızı öneririm. Midyeler yaşadıkları ortamın etkisi ile toksinleri, ağır metalleri, mikropları, çeşitli bakterileri ve diğer balıkların dışkılarını olduğu gibi içlerine çekerler. Özellikle ağır metaller, midye eti içerisinde birikir. Öyle ki, bilim insanları denizlerin ne kadar kirli olduğunu anlamak için o bölgedeki midye örneklerini inceler. Sanayileşmiş şehir kıyılarında midyeler sadece kadmiyum, cıva, kurşun gibi ağır metalleri sindirmekle kalmaz; endüstriyel atıkları ve karışan kanalizasyon sularındaki zararlı maddeleri de içine alır. Kirli sulardan toplanan midyeleri tüketilmesi sağlık açısından oldukça tehlikelidir. Baş dönmesi, baş ağrısı, denge kaybı, yön kaybı ve mide-bağırsak bozuklukları, kas ağrıları, ishal, kusma gibi belirtilere neden olur.

Türkiye midyeden zengin bir ülke. Ancak içerdiği zararlı maddeler nedeniyle dış ticareti yapılamıyor. Avrupa Birliği, Türkiye’den aldığı midye ve benzeri ürünleri ciddi kontrollerden geçiriyor ve çoğunlukla ağır metal ve bakteri içerdiği için standartlara uygun bulmuyor. Özellikle ağır metallerin sağlığımıza ciddi zararları nedeniyle ülkemizde de bu konunun hassasiyetle ciddiye alınması gerekiyor.

Yediğimiz somon gerçek değil mi?

Somon balığı; pembe renkli ve protein zengini olarak bilinen yağ içeriği fazla olduğundan kızartmaya uygun olmayan bir balıktır. İçerdiği Omega-3 yağ asitleri, B1, B2, B3, B6, B12 gibi B grubu vitaminleri ve yağda eriyen A ve D vitaminleri sayesinde birçok hastalığa karşı koruma sağlar. İyot ve selenyum gibi mineraller yönünden de zengindir. Özellikle Omega-3 yağ asitlerinin kalp için ne kadar sağlıklı olduğu biliniyor. Bu yüzden, somonun kalp ve damar hastaları için sık önerilen bir besin olduğunu söylemeliyiz.

Haftada bir somon balığı yerseniz…

Somon balığındaki Omega-3 ve yağ asitleri cildi ve saçlarımızı besler. Beyin hücrelerinin bilgiyi işlemesinde hafıza için önemli beyin bölgeleri somon balığı gibi Omega-3 zengini besinlerle korunur. Yine bağışıklık sisteminin sağlıklı vücut dokusuna saldırmasıyla ortaya çıkan bazı otoimmün hastalıkların somon balığı tüketimi ile azaltılabildiği biliniyor. Yaşlılıkta sık karşılaşılan görme problemlerini beslenmenize haftada bir balık eklediğinizde yüzde elli oranında düzeltebileceğinizi biliyor musunuz?

Peki, saydığımız tüm bu faydalarına rağmen neden somon balığı tüketimi birçok ülkede tartışmalara neden oluyor? İşte sebepleri…

Çiftlik somonu mu, doğadaki somon mu?

Okyanusları korumayı hedefleyen en büyük uluslararası organizasyon Oceana, yaptığı çalışmayla korkunç bir gerçeği ortaya koydu. Marketlerden ve restoranlardan toplanan somon örneklerini inceleyen organizasyon, doğada yetişen somon olarak etiketlenen somonların %63’ünün aslında çiftlik somonları olduğunu gösterdi. Peki, çiftlik somonu tüketmek sağlığımız için kötü mü?

Amerika ve Avrupa’da çiftlik somonlarının satışı çok tartışıldı. Aynı konuyu dış ülkelerden somon ithalatı yapan ülkemiz için de tartışmak gerekiyor. Ülkemize Norveç somonu olarak giren balıklar, doğada yetişmiyor. Doğada yetişen balıklara ulaşabilmek hiç kolay değil tüketimi üretimlerinden kat kat fazla. Durum böyle olunca talebe yetişebilmek için somon balıkları çiftliklerde kalabalık havuzcuklarda üretiliyorlar. Bu dar alanda yetiştirilen balıkların bakteri üremesi de fazla oluyor, üreticiler tüm somonlara yüklü miktarda antibiyotik uyguluyor. İlaç kalıntılarına rastlanan bu balıklar yetiştiklerinde soluk renkli, beyazımsı oluyorlar ve doğadaki kırmızıya yakın pembe renklerine benzetilmek için gıda boyasıyla renklendiriliyorlar.

Sentetik boya kullanıyorlar!

Gerçek doğada yetişen somonlar, sürekli yüzerek, karidesleri ve küçük balıkları yiyerek kırmızımsı renklerini elde ederler. Bu besinler, astaksantin adı verilen bir maddeden bol miktarda içerir. Antaksantin, kırmızı renkli pigmenttir ve oldukça güçlü bir antioksidandır. Serbest radikallerin neden olduğu genetik hasara karşı vücudumuza koruma sağlar. Doğal somon balıkları, beslenmeleri sayesinde bu güçlü antioksidanı bol miktarda içerir. Çiftlik somonunda kullanılan renklendirici astaksantin ise petrokimya sanayinden elde edilen sentetik boyadır. Aynı zamanda çiftlik somonları kalabalık bir ortamda bir arada bulunduğu için daha fazla toksin içerir. Balık yetiştiriciliğinde kullanılan zararlı kimyasallar, arsenik ve cıva gibi ağır metaller yağda daha fazla birikme özelliği gösterir. Bu yüzden çiftlik somonları sağlıklı değil aksine sağlığımız için zarar teşkil ederler. Bu risk nedeniyle birçok ülkede hamile kadın ve çocuklar, çiftlik somonu tüketmemesi için uyarılıyor. Çiftlik somonu tüketiminde çocuklarda zekâ etkilenmesi hafıza ve davranış sorunlarına sıkça rastlanıyor.

Diğer bir sorun ise çiftlik somonlarında Omega-3 değerlerinin düşmesi. Çiftlik balıklarının beslenmesinde kullanılan yemler; tahılları ve mısır, soya gibi bakliyatları içerir. Bunun da, somonların içerisindeki Omega-3 yağ asitlerini doğada yetişen somonlara göre yarı yarıya azalttığı ve protein değerini düşürdüğü biliniyor. Çiftlik balıkları doğada yetişen balıklardan çok daha yağlıdır ama bu yağın kaliteli Omega-3’lerden oluşmadığını söylemek gerek. O yüzden, doğada yetişen somon mu yoksa çiftlik somonu mu olduğunu bilmeden kalp ve damar hastaları tarafından tüketilmemesi gerekiyor. Doğada yetişen somon bulmak oldukça zor olduğundan aynı yağ asitlerini uskumru, sardalya, ringa balığı ve siyah morina gibi diğer soğuk su balıklarından da elde edebileceğinizi belirtelim.

Gerçek somonu çiftlik somonundan nasıl ayırt ederim?

Çiftlikte yetişmiş bir somon, doğada yetişen somon balıklarına göre daha az hareket ettiği için yağ oranı fazla oluyor. Aslında bir somonun yağlanmış beyaz çizgilerine bakarak çiftlik balığı mı yoksa doğada yetişen balık mı olup olmadığını anlayabilirsiniz. Eğer bu beyaz yağ damarları inceyse ve zar zor görünüyorsa, doğada yetişmiştir. Genişse, o zaman büyük olasılıkla çiftlik ürünüdür.

Diğer bir yöntem de, renklerine bakmaktır. Doğadaki somon kırmızıya yakınken, çiftlik somonu daha açık renklidir. Ayrıca çiftlik somonu daha yağlı olduğu için doğadaki somona göre karın ve sırt kısmından daha yuvarlak bir görünüme sahiptir. Bu yüzden yassı görünümlü olanları tercih etmelisiniz.

Somonu nasıl pişirmeliyim?

  • Buğulama yapmadığınız sürece somonun derisini ayırmayın, bu balığınızın hem daha lezzetli olmasını sağlar hem de derisinde bolca bulunan Omega-3 yağ asitleri, pişirme sırasında etin içine karışır.
  • Somon zaten yağlı bir balık olduğundan fırınlama, buğulama, ızgarada pişirme gibi yöntemler daha uygundur. Ancak yanmamasına dikkat edin, iki tarafın da beyaza dönmesi piştiğinin göstergesidir. Somonu 145 derece ısıda yaklaşık 30 dakika pişirmek yeterli olacaktır.
  • Dondurulmuş balıkları mikrodalgada çözmek iyi bir fikir değildir. Çünkü somon çok kolay pişen bir balık olduğundan etin sonrasında kuru ve sert olmasına neden olur. Bunun yerine dolabın alt kısmında çözebilirsiniz.
  • Somon balığına pişirme öncesinde tuz ve diğer baharatları eklemeyin, içerisindeki nemin kaybolmasına ve balığınızın sert ve kuru kalmasına neden olursunuz.




Bize Ulaşın

İLETİŞİM

İlgi alanımızdaki nörolojik konularla ilgili bir rahatsızlığınızın olduğunu düşünüyorsanız aşağıdaki iletişim yöntemlerinden birini kullanarak bizimle iletişime geçebilirsiniz.


İLETİŞİM

0212 414 30 00
Dahili: 22334




Takipte olun

SOSYAL MEDYA

Sosyal medya hesaplarımızdan bizi takip edebilirsiniz.