Obezite ve insülin direnci hafızamızı nasıl bozuyor?

Her gün fast-food yiyeceklerin, paketli ve katkılı gıdaların, hareketsiz yaşamın zararlarını okuyoruz. Obeziteden, diyabetten bahsediyoruz. Keşke bu hayat tarzının zararları birazcık fazla kiloyla sınırlı olsaydı. Ancak tepeden tırnağa zararlarını gördüğümüz bu yaşam alışkanlıklarının çok önemli bir kurbanı daha var ki, o da beynimiz.

21.08.2019 tarihinde haberturk.com'da yayınlanan yazımız.
obezite-ve-insulin-direnci-hafizamizi-nasil-bozuyor-1200x675.jpg

Her gün fast-food yiyeceklerin, paketli ve katkılı gıdaların, hareketsiz yaşamın zararlarını okuyoruz. Obeziteden, diyabetten bahsediyoruz. Keşke bu hayat tarzının zararları birazcık fazla kiloyla sınırlı olsaydı. Ancak tepeden tırnağa zararlarını gördüğümüz bu yaşam alışkanlıklarının çok önemli bir kurbanı daha var ki, o da beynimiz.

İnsanoğlu günümüze kadar salgın hastalıklarla boğuştu. 14’üncü yüzyıldaki veba salgını milyonlarca insanı öldürdü, 18’inci yüzyılda ise çiçek salgını… 21’inci yüzyıl ise hareket etmeyen, kötü beslenen, sürekli radyasyona maruz kalan insanoğlunun değişimiyle başka hastalıkları ön plana çıkardı. Bu hastalıklar belki bulaşıcı değil, bir veba gibi öldürmüyor ama uzun vadede tüm vücudu ciddi zararlara uğratıyor.

TİP 2 DİYABET, OBEZİTE VE ALZHEIMER ARASINDA İLİŞKİ BULUNDU

Çok yeni bir araştırma tip 2 diyabet, obezite ve Alzheimer arasında ciddi bir ilişki ortaya koydu. Tip 2 diyabeti olan, obez hastalarda bilişsel işlevler bozuluyor, unutkanlık artıyor ve zihinsel performans düşüyor. Bunun nedenlerinden biri beyindeki ‘kan-beyin bariyeri’nin bozulması. Artık yıllardır gözlemlenen bu durum bilimsel olarak da kanıtlanmış oldu. Peki, tip 2 diyabet ve obezite bir araya gelerek beynimizi nasıl etkiliyor?

KAN-BEYİN BARİYERİ NEDİR?

Yaklaşık bin 300 gram ağırlığındaki beynimizin hemen her hücresi müthiş görevler yapıyor. Sağlığımızı korumak için beynimizdeki sistemlerden bir tanesi kan-beyin bariyeri. Kan-beyin bariyeri evin sokak kapısı görevi görerek beyinde hasara neden olabilecek toksinlere veya mikroplara karşı koruma sağlarken hayati besinlerin de beyne ulaşmasını mümkün kılıyor. Bu bariyerden sadece küçük ve yağda çözünen moleküller serbestçe geçebiliyor. Glikoz gibi daha büyük moleküller yalnızca şifreli açılan özel kapılar gibi hareket eden taşıyıcı proteinler yoluyla beyne girebilir.

KAN-BEYİN BARİYERİ NASIL BOZULUYOR VE OBEZİTE BEYNİMİZE NASIL ZARAR VERİYOR?

Genlerimiz sanıldığı gibi doğuştan gelen ve ömür boyunca aynı kalan sisteme sahip değil. Aksine genler, oldukça aktif, sürekli yenilenir, bozulur, gelişir ve öğrenirler. Buna epigenetik diyoruz ve epigenetik aslında bizi doğuştan gelen genetik yapımızdan daha fazla etkiliyor. Her gün istikrarlı bir şekilde, uzun yıllardır uyguladığımız sağlıksız alışkanlıklarımız, genlerimiz ne kadar sağlam olursa olsun genlerimizi, hormonları, tüm vücudumuzu etkiler.

Çok yakın zamanda kan-beyin bariyerinin düzenleyen dokularda önemli bir gen keşfedildi. Adora2a isimli gen kan beyin bariyerinin işlevini zayıflatıyor. Bu gen obezite ve insülin direnci ile aktif hale geliyor. Yani özetle insülin direnci ve obezite kan beyin bariyerinin işlevini bozarak beyne toksik maddelerin ulaşımını kolaylaştıran bir etkiye sahip.

BEYNİMİZİ NASIL KORUYABİLİRİZ?

Protein ve sebze ağırlıklı bir beslenmenin odak noktası olması gerektiği, yağ ve karbonhidrattan kısıtlı beslenme düzeninin kan-beyin bariyerini iyileştirdiği bir gerçek. Karbonhidrat ağırlıklı beslenmek, insülin direnci, kandaki glikozun yüksek olması ayrıca damarları yaşlandıran en önemli etkenlerden biri olan enflamasyon yani iltihaplanmaya neden oluyor. Eğer siz de risk altındaysanız panik olmayın, birtakım basit değişikliklerle beynimizi korumamız mümkün.

– Özellikle obezite ve/veya tip 2 diyabete sahip kişilerin beyinlerini korumak için, geleneksel yağ ve karbonhidrat ağırlıklı beslenme tarzlarını değiştirmeleri gerekiyor. Bunun yerine meyve ve sebze gibi lifli besinlere yönelmeliler.

– Bağırsakların ‘ikinci beynimiz’ olduğunu ve beyin ile bağırsaklar arasında doğrudan bir bağlantı olduğunu artık biliyoruz. Bağırsaklardaki faydalı bakterileri arttıran yegane besinler ise lifli besinler. Lifli gıdalar obezite ve diyabete karşı korurken bağırsaklarda besinlerin tutulumunu ve sindirimini de arttırıyor. Fazla glikoz üretimini ve yağ depolanmasını engelliyor. Kısacası beyin-bağırsak arasındaki iletişimi güçlendirerek, beyne tokluk hissi, iştah kontrolü, yağ yakımı gibi doğru sinyallerin gitmesini sağlıyor.

– Obezitenin zararlı etkilerinden korunmanın en iyi yolu tabii ki kilo vermek. Hiçbir ilaç ya da tedavi kilo vermek ve egzersiz ile bunu desteklemenin yarattığı faydayı sağlayamıyor. Kilo verilir verilmez obeziteye bağlı görülen hastalıklarda da gözle görülür iyileşme yaşanıyor. Tip 2 diyabet ve demans da buna dâhildir. Egzersiz yapmak, kan-beyin geçirgenliğini arttıran Adora2a geninin aktive olmasını da doğal yollarla dengeleyecektir.

– Beyin vücudumuzda aldığımız oksijen ve besinin dörtte birini kullanan çok hassas bir organ. Temiz havada oturmak, mümkün olduğunca egzersizi açık havada yapmak beyin için çok faydalıdır.

– Omega-3 beyin için en faydalı yağ asitlerinden bir tanesi. Deniz ürünlerinde, özellikle de somon balığında çok fazla bulunuyor. Ancak kuzey denizlerinde yetişen bu balığı taze tüketmek her zaman mümkün değilse de farklı Omega-3 kaynaklarından faydalanmak gerekiyor. Çünkü doğa her coğrafyaya alternatif sunuyor. Örneğin topraklarımızda yetişen semizotu önemli bir kaynak. Yine taze ceviz de Omega-3 açısından zengin sayılacak bir besin.





Bize Ulaşın

İLETİŞİM

İlgi alanımızdaki nörolojik konularla ilgili bir rahatsızlığınızın olduğunu düşünüyorsanız aşağıdaki iletişim yöntemlerinden birini kullanarak bizimle iletişime geçebilirsiniz.


İLETİŞİM

0530 820 84 00




Takipte olun

SOSYAL MEDYA

Sosyal medya hesaplarımızdan bizi takip edebilirsiniz.