Yazılarım

Rüyalar bize mesaj mı veriyor?

Rüyalar bize mesaj mı veriyor?

Uykunun hafızamızı tazeleyen, öğrenmemizi arttıran önemli işlevleri var. Ayrıca uyku sırasında organların tamiri, kas güçlenmesi ve büyümesi, biriken toksinlerin atılımı, hücrelerin yenilenmesi gibi vücudu onaran işlemler de gerçekleşiyor. Uykunun gizemi çözülememiş ve en merak edilen yanı ise kuşkusuz rüyalar. Beynimiz ve vücudumuz kendini temizleme ve tamir işini gece 23.00-03.00 arasında yaparken rüyalar ise genellikle geç evre dediğimiz sabaha karşı belirginleşen REM uykusu sırasında görülür. Peki, bazen 5 yıldızlı Hollywood filmlerini aratmayan rüyalarımız gelecekten bir haberci mi? Bunun yanıtını en başta verelim: Bilimsel olarak hayır. Rüyaların beynimizdeki nörolojik süreçlerle alakalı olduğuna dair birçok bilimsel araştırma elimizde var.

NEDEN RÜYA GÖRÜYORUZ?

Neden rüya gördüğümüze dair yaygın teorilerden bir tanesi tabii ki psikanalizin kurucusu Sigmund Freud’a ait. 1900’lü yılların başında Freud, rüyaların doğal bir psikoterapi olduğunu ve bilinçaltının bir yansıması olduğunu belirterek psikoterapi yöntemleri geliştirmişti. Nöroloji uzmanları olarak bizler ise rüyaların gün içinde yaşananların işlendiği bir hafıza takip süreci olduğunu savunuyoruz. Rüyalar sayesinde hafızadaki bilgiler işleniyor, öğrenme ve hatırlama görevleri yerine getiriliyor. Rüyaların bu işlevine dair birçok araştırma da elimizde mevcut. Günlük hayatımızda arka planda devamlı çalışan bir bilgisayar işletim sistemi var ve bu sistem gerçek hayattaki deneyimlerimizi de işliyor. O açıdan rüyalar bilişsel kapasitenin arttırılmasını da sağlıyor olabilir.

UYKU SIRASINDA BEYİNDE NELER OLUYOR?

Rüyaları anlamak için uyku sırasında beyinde neler olduğunu da anlamamız gerekiyor. Öncelikle uykunun 5 evresinde neler gerçekleştiğine bir bakalım…

1. Hafif uyku evresi dediğimiz bu evrede göz hareketleri ve vücut kas aktivitesi yavaş yavaş azalıyor. Uykuya daldığımız bu evre toplam uyku süresinin yüzde 5’ini kapsıyor.

2. İkinci evrede göz hareketleri duruyor ve EEG adını verdiğimiz başa takılan elektrik kabloları ile ölçülebilen beyin dalgaları yavaşlıyor. Bu evre toplam uykunun önemli bir kısmı olan yüzde %50 kadar bir süreyi kapsıyor. İşte vücudun tamiri temel olarak bu evrede başlıyor.

3. Hani bazen sabahın çok erken saatlerine alarm kurmamız gerekir de uyanmakta çok zorlanırız. İşte 3 ve 4’üncü evreler o evrelerdir. 3 ve 4. Evrelere ‘Derin uyku’ evresi diyoruz. Bu evrede ne gözlerde ne de kaslarda hiçbir hareket yok ve bu evrede uyanırsanız kendinize gelebilmeniz için belli bir zaman geçmesi gerekiyor. Derin evre toplam uykunun yüzde 20’sini kapsıyor.

5. Gelelim çok meşhur REM uykusuna. REM uykusu uykunun geç dönemi dediğimiz sabaha karşı 03 ve sonrasında en belirgin hale geliyor. REM kelimesinin Türkçesi ani, hızlı göz hareketleridir. İşte bu evre tam olarak rüyaların en yoğun şekilde görüldüğü evredir. Fiziksel olarak daha hızlı, düzensiz ve kısa nefes almaya başlarız. Gözler burada daha hızlı hareket eder ama tüm vücut kasları gevşektir. Kalp ritmi yükselirken, kan basıncı artar ve bu durum erkeklerde genellikle ereksiyonun gelişmesine neden olur. REM uykusu, toplam uyku süresinin yüzde 20 ila 25’ini kapsar.

RÜYALARI NEDEN HATIRLAMIYORUZ?

Sabah alarmıyla uyanıp, hızlıca kalkmak rüyaları unutmanın en önemli nedeni aslında. Eğer biyolojik saatinizle uyanır ve sabah uyanır uyanmaz birkaç dakika yatakta vakit geçirirseniz rüyaları düşünür ve unutmazsınız. Ancak hızlı uyanıldığında ‘episodik hafıza’ dediğimiz, kısa süreli hafıza bilgileri uzun süreli hafızaya tam aktaramamış oluyor ve kişinin yaşadıklarını ve detayları hatırlamasını sağlayan kayıt işlemi yapılırken bellek ile ilişki kesiliyor.Rüya sırasında en aktif olan bölge derin bellek bölgesi, tersine en sessiz olan bölge ise mantıklı düşünmeyi analiz etmeyi sağlayan beynimizin ön bölgesi. REM döneminde bellek süreci üzerinde çalışılırken film şeridi gibi günlük yaşanılan ve öğrenilen bilgilerin gerekli gereksiz olanları filtreden geçirilir. Yani gündüz yaşadıklarımız, gece kendisini tekrar ediyor. Bu kendini bir ‘film’ gibi tekrar etme genellikle gerçektekinden çok daha hızlı gerçekleşiyor ve kısa hafızaya atılan bilgiler yeniden gözden geçiriliyor. İşte tam da bu işlem sırasında yayılan rastgele dalgalar rüyalar dediğimiz çoğunlukla anlamlı filmler oluşturduğu teorisini destekliyor.

Peki rüya görmenin bize faydası yok mu? Sonuç olarak rüyalar bizim gün içinde yaşayıp episodik hafızaya attığımız birçok anının ve bilginin anlamlı bir film oluşturma çabasının sonucu. Bu süreçte mükemmel çalışan beynimiz kendi için gerekli olanları saklıyor ve bir nevi hafıza temizliği yapmış oluyor. Öğrenmemizi sağlıyor, yaratıcılığı ve yeni fikirleri artırıyor. Ve hatta belki de Freud’un da dediği gibi bir çeşit terapi yöntemi olarak kullanılan rüyalar kişilerin bilinçaltındaki acılar ve zorluklarla başa çıkmasını sağlama yöntemidir.

Bu gönderiyi paylaş