Psikofarmakolojinin temelleri

Psikofarmakolojinin temelleri

Psikofarmokolojik tedaviler bazı durumlarda ve kişilerin tedavisinde oldukça etkili bir rol oynamaktadır.

Ruh sağlığı tedavisi konusunda oldukça etkindir. Tam anlamıyla bir iyileşme olmasa da bireylerde bulunan semptomların azalmalarını sağlamaktadırlar. Danışanlara iyi bir hizmet verebilmek için her psikolojik danışmanın hangi ilacın beynin neresine etki ettiği gibi bilgileri bilme zorunluluğu mevcuttur.

Psikolojik danışmanlar hastaları her hafta rutin bir şekilde görürken psikiyatristler ise 4 ya da 6 haftada bir görmektedirler. Psikolojik danışmanların ilaç bilgisi hakkında bilgi sahibi olmaları oldukça önem arz etmektedir.

Psikotropik ilaçların nörobiyolojisi

Beyin iletişimi nöronlar aracılığıyla sağlanmaktadır. Nöronlarda birbirleriyle nörotransmitterler aracılığı ile iletişim kurarlar. Her bir nörotransmitter tipi kendine özgü bir reseptöre bağlıdır.

Psikotrıpik ilaçlar birçok farklı yolla insan vücuduna etkide bulunurlar. Bu yollardan biri doğal olarak oluşan nörotransmitterlerin etkisini taklit etmektedir.

İlaçlar aynı zamanda nörotransmisyonu bloke edebildiği gibi nörotransmitterlerin ortak belleği, salgılanmasını ve ortadan kaldırılmasını da değiştirebilir.

Bir diğer önemli görev ise; salınan nörotransmitterin geri alımını bloke etmektir.

Seçiçi serotonin geri alım inhibitörleri , serotonin geri alımının bloke ederek ve sinapslarda nörotransmitterlerin daha fazlasını tutarak bu şekilde çalışabilirler. Sinapslarda serotonin düzeyi artışının duygu durumu iyileştirdiği kanıtlanmıştır.

Reseptörlere bağlanan ve onların işlevini kolaylaştıran ilaçlar agonist; bağlanan ve normal işlevi bloke eden ilaçlar ise antagonist olarak bilinmektedir.

Farmakokinetikler

Vücuda girdiğinde bir ilaca neler oluyor sorusunun tanımı olabilir. Dört farmokokinetik süreci bulunmaktadır. Bunlar;

  1. Emilim
  2. Yayılım
  3. İlaçların metabolizması
  4. Boşaltım

Emilim bir ilacın kan akışına nasıl dahil olduğudur. Çoğu psikotropik ilaç ağız yolu ile alınır ve mide ve ince bağırsak yolu ile emilir. Bazı ilaçlar ise direk damardan enjekte edilir ya da kas içine verilir.

İlacın alınma şekli ile ilacın emilmesi arasında bir ilişki bulunmaktadır. Diğer alınma şekilleri ise dilaltı ve deri kanalı yoludur.

Yayılım emilimden sonra kan akışı kanalı ile ilacın tüm vücuda yayılma durumudur. Bir bölgeye sunulan kan miktarı yayılım miktarını belirler. Örneğin kalp ve beyin yüksek bir kan arzına sahiptir ve bu nedenle ilaçlar bu bölgelerde daha fazla iş görecektir.

Metabolizma bedenin ilaçlar elimine etmek için onları nasıl değiştirdiği sürece denilir. İlaçlar bedene girince yabancı maddeler olarak muamele görür ve metabolizma tarafından kimyasal olarak değiştirilerek metabolit adı verilen yan ürünler üretir.

Bazı metobolitler istenen etkiyi göstererek bireyin belirtilerini azaltırken, bazı metobolitler ise kişilerde belirli yan etkiler oluştururlar.

Tüm ilaçlar sonunda boşaltım süreciyle vücuttan atılır. Çoğu ilaç böbrekler yoluyla idrarla vücuttan atılır. Bir kişi düzenli olarak ilaç aldığında her bir dozda süregiden bir ilaç emilimi ve aynı zamanda metabolizma ve eminilasyon aracılığı ile süregiden bir ilaç yok etme süreci de söz konusudur.

İlaç yan etkileri kararlı bir duruma ulaştıktan sonra daha hafif olabilir ya da elimine edilebilir. Örneğin seçici serotonin geri alım inhibitörleri kararlı duruma ulaştıktan sonra gastrointenstinal yan etkileri azaltır.

Çocuk ve Yaşlılarda Psikiyatrik İlaç Kullanımı

Psikiyatrik bir ilaç reçete edilirken çocuk ve yaşlılarda kullanımına oldukça dikkat edilmelidir. İlaçların çocuklardaki etkisi yaş, beden, karaciğer, böbrek ve enzim sistemlerinin olgunluğundan dolayı yetişkinlerden farklıdır. Çocuklarda ilaç dozuna karar verirken bu etkenler göz önünde bulundurulmalıdır.

Yaşlılarda psikotropik ilaçların farmokokinetik eylemi genç yetişkinlere göre daha farklıdır. Yaşa bağlı değişiklikler insan bedeninde daha üzün süre aktif rol oynamalarına yol açmakta buda etkinin uzun süreli olmasına ve yan etkilerin meydana gelmesinde rol oynamaktadır.

Yaşlı bireylerde vücuttaki su miktarı azalırken yağ oranı ise artmaktadır. Bu kombinasyon suda çözünen ilaçların daha yüksek miktarda yoğunluğunun oluşmasıyla sonuçlanabilir.

Çünkü bu ilaçları seyreltmek için vücutta daha az su vardır ve bu ilaçları tutmak için ise daha fazla miktarda yağ bulunmaktadır.

Psikotropik İlaç Sınıflaması

Psikiyatrik ilaçlar için ana sınıflama;

  1. Antidepresanlar
  2. Anksiyolitikler
  3. Duygudurum Düzenleyiciler
  4. Antipsikotikler
  5. Uyarıcılar

Antidepresanlar

Antidepresanlar; depresyon, kaygı ve OKB için kullanılmaktadır. Düşük kötüye kullanım potansiyeli ile daha güvenilirdir.

Bir danışan en az 2 ay sonra reçetede yazıldığı bir biçimde bir ilacı kullandıktan sonra eğer antidepresanın semptomlarını iyileştirmediğini hissediyorsa psikolojik danışman danışanı psikofarmakolog ile konuşması sonucunda onu cesaretlendirmeli ve yönlendirmelidir.

Serotonin sendromu olarak bilinen ciddi olumsuz tepki riskinden dolayı bir kişi, bir antidepresandan diğerine atlamadan belli bir zamanda sadece bir antidepresan kullanmalıdır.

Anksiyolitikler

Kaygı ile ilişkili bozukluklar, antidepresanlara ek olarak anksiyolitiklerle tedavi edilir. Benzodiazepinler en yaygın olarak kullanılır. Benzodiazepinler; sakinleştirici, uyku getirici, kas gevşetici ve kaygı karşıtı etkiler üreten gama aminubutrit asit nörotansmisyonunu yükseltirler. Antiepresanlardan daha hızlı bir biçimde çalışırlar. Kötüye kullanım oranları fazla olduğu için kısa süreli ve ihtiyaç temelli reçete edilirler.

Özellikle yaşlılarda reçetelendirilmesine dikkat edilmelidir. İlacın getirdiği bilişsel zararlar düşüp bayılmalarına neden olabilir. Aynı zamanda alzheimer ile arasında olumlu bir ilişki mevcuttur.

Duygudurum Düzenleyiciler

Bipolar bozukluktaki maniyi tedavi etmek ve diğer ruhsal bozukluklarla ilişkili olan duygudurum yalpalamalarını tedavi etmek için kullanılırlar. Lityum en popüler duygudurum düzenleyicisidir. Yapılan araştırmalara göre lityum kullanmayan bipolar bozukluk hastalarında serebral ve hipokampal hacimlerde azalma yaşadığı tespit edilmiştir.

Duygu durum düzenleyici ilaçlar ciddi ve yoğun yan etkilere sahip olabilir ve problemlerin gelişimi açısından yakından takip edilmelidir. Örneğin lityum alındığında az su içilmesi zehirlenme durumunu ortaya çıkarabilir.

Antipsikotikler

Şizofreni ve akut mani ile ilişkili olan halüsinasyon ve illüzyon gibi psikoz semptomlarınn azaltılmasında etkili olan tranklizarlardır. Kötüye kullanma potansiyeli düşüktür. Antipsikotikler dopomin reseptörlerini bloke ederek iş görürler.

Uyarıcılar

En yaygın biçimde arttırılmış presinaptik salınım ya da gerialımm inhibisyonu aracılığı ile sinapslardaki dopamin transmisyonunu arttırarak DEHB semptomlarının tedavisi için reçete edilebilir. Uyarıcılar, uyanıklığı dikkati ve enerjiyi arttırarak kan basıncını, terlemeyi ve kalp atışını yükseltir. Yüksek kötüye kullanım oranına sahiptirler. Dikkat performansını arttırıcı etkisi vardır. Yeme bozukluğu olan insanlar iştah bastırma yan etkileri için uyarıcıları kötüye kullanabilir.

İlaç Tedavisine Refere Etme ve Konsültasyon

Psikotropik ilaç yazabilen birine refere etmek birçok faktör tarafından değerlendirilir. İşlevselliğinde akut bir değişim yaşayan danışanlar öncelikle genel bir tıbbi değerlendirmeye ihtiyaç duyarlar.

Bir danışan mani ve şizofreni belirtilerini yaşadığında tedavi planının bir parçası olarak bir psikofarmakoloğa yönlendirmek en doğru uygulamadır. Tıbbi sorunları olan danışanlar dikkatli biçimde takip edilerek herhangi nörobilişsel bir bozukluk görüldüğünde psikofarmakoloğa bilgi verilmelidir.

Psikofarmakolog ile Konsültasyon

Psikojik danışmanın yaptığı terapilerin tamamlayıcılığının sağlanması için psikofarmakolog ile işbirliği içine girilmesi gerekir. Örneğin antidepresanların etkili bir biçimde işe yaramadığını düşünen tanışanlarda terapi sürecine odaklanmada yeterli enerjiyi bulamayabilirler.

Psikolojik danışmanlar ruhsal durum incelemesini kullanarak danışanların yaşadığı semptomları bir liste şekline getirebilirler. Kullanılan ilaçları ve ilaçların yan etkilerini bilmeliler. Herhangi bir tıbbi öneride bulunmamalılar.

Danışanlarla Konsültasyon

Bazen danışanlar kullandıkları ilacın ne işe yaradığını psikolojik danışmanlarına sorabilirler. Bu durumda psikolojik danışman danışanın psikofarmakologla olan ilişkisi pekiştirerek ilaçlara karşı geliştirilen kaygıyı azaltmada bir rol oynayabilir.

Nörodonanımlı Grup Çalışması

Nörobilim hem grup sürecini açıklar hem de örnekleyici metaforik imgelem ekler. Bu faydalar danışanların grup içinde zamanlarını etkili bir biçimde kullanmalarına yardımcı olabilir.

Bir Grubu Planlama: Grubun biçimine karar verme

Grup lideri grubun bir süreç grubumu yoksa psikoeğitsel grup mu olması gerektiğini belirleyen kişidir. Danışanlar sıklıkla kendi anlamlarını örten sözcüklerin ve sessizliğin arkasına saklanabilirler. Bu durum bireyin yaşadığı ruhsal durum ile ilişkilidir ve genellikle bilinçsiz bir biçimde yapılır.  Süreç temelli eğitime odaklanmak danışanlara şimdi ve burada olup biteni yaşatarak ve açıklığa kavuşturarak, etkileşim örüntülerini yeniden gözden geçirme ve yeni şeyler deneme şansını doğurur.

Katılımcıları Hazırlama Grup Öncesi Toplantı

Çeşitli çözümlenmemiş kayıplar yaşayan danışanlar soyal duygusal ve davranışsal işlevsellikte öğrenilmiş çaresizlik geliştirebilirler. Bir kişi tehdit edildiğini hissettiğinde davranışı sınırlayabilen otonom sinir sisteminin sempatik kısmı aktive olduğu için kortizol gibi kimyasallar salgılanır.

Kaygıyı azaltmak için danışanlara bir grup yaşantısından neler beklediğini bilme konusunda yardımcı olunmalıdır. Grup hakkında yapılacak olan önceden bilgilendirme kişinin duygularını azaltır ve katılımında devamlılık getirir.

Ortamı Hazırlama: Grup Normlarını inşa etme

Grup normları hakkında üyelerle konuşmak grubu oluşturmada esastır. Grup normlarını inşaa etmede en azından nörobilim entegrasyonu sırasında iki ilke temedir. Bunlar;

  1. Hikaye anlatmaya yer yok
  2. Dedikoduya yer yok

Hikaye anlatmaya yer yok

Grup üyelerinin nasıl davranacağını öğretmek psikolojik danışmanın görevidir. Grup üyeleri hem kendilerinden neler beklenildiğini bilmeliler hem de psikolojik danışmandan neler beklenmesi gerektiklerini bilmelidirler.

Bir grup üyesinin kendi hikayesini anlatma ihtiyacı istikrarsız algılar ve duygulardan etkilenirken belleğin kişisel bir öykü inşa etmesindeki rolüne bağlanabilir. Grupta bir bireyin çaresiz durumuna ilişkin kanıtları sunmasıyla kendini küçük düşürücü hikaye anlatışı diğer üyeleri bu üye ile hemfikir olması yönünde manipüle edebilir. Bu durum grup dinamiklerine zarar verebilir.

Sadece duygulanım ve bağlamın şimdi ve buradaki belleği hesaba katmanın etkisi, danışanın hikayesinin içeriğini paylaşmasından daha çok bilgi sağlayıcı bilgi sağlayıcı değil ama aynı zamanda bunun birey ve bütün olarak grup üzerinde daha pozitif klinik etkisi de vardır.

Dedikoduya yer yok

Grup üyeleri grup üyesi dışındaki kişilerin davranışlarını tartışmaktan kaçınmaları grubu motive eder. Danışanlar grup üyesi olmayan tanıdıklarının davranışlarına karşı hassas olurlar ve gruptaki zamanı onların davranışlarıyla öldürürler.

Doğru bir grup terapisinde birey hem onlarla ve onlar hakkında konuşurken doğrudan konuşarak hem de doğrudan iletişimi uygulamaya dökebileceği rol oyunlar aracılığıyla iletişimini, diğerleriyle doğrudan temas şekline dönüştürmesine yardım edecektir.

Eylem Aşamasına Geçiş: Sürece Odaklanmak

Bir grupta eğer beş grup üyesi varsa; beş grup üyesi çarpı beş birey çarpı grup içindeki çiftler ve üçlemeler ve bunların hepsinin grup liderinin etkileşimleri ile çarpımı çeklinde düşünmek daha doğru olur.

Grup çalışması her bir bireye ek olarak herhangi iki ya da daha fazla üye arasındaki etkileşimlere ve ayrıca tüm grup üyelerinin herhangi bir yorum ya da konuya verebileceği olası tepkilere sürekli olarak dikkat etmeyi gerektirir. Bu tür dinamikleri yönetmek odaklanmış bir psikolojik danışmanın görevidir.

Eylem Aşamasının Etkisi

Eylem aşamasına yaklaşan gruplar, katılımcıların grup çalışmasının terapötik faktörlerini yaşama olasılığını da içeren sayısız fayda sağlarlar. Yalom grup terapisini etkili kılan ve pozitif sonuçlar sağlayan 11 faktör belirtmiştir.

  1. Fedakarlık

Danışma üyelerine öğrendiklerini paylaşma ve bencilce olmayan ya da karşılıklı olarak faydal duygusal desteği ve cesaretlendirmeyi diğer grup üyelerine sunmayı sağlar.

Yaşadıkları grup deneyimlerini grup içinde paylaşma fırsatı bireylerde hem anektodal hem de nörolojik olarak bir ödül sağlayabilir.

  1. Bizlik

Grup lideri bireyleri bizlik duygusuna sürükleyebilecek olan yaşantı ve atmosferi yaratmalıdır. Bireylerin diğer insanların davranışlarını taklit ettiklerinde nörolojik olarak artmış bir empati sergilerler.

  1. Umut Aşılama

Grup içerisindeki bireylerde görülen olumlu ilerlemeler diğer bireyler için aydınlık bir gelecek oluşturmaktadır.

  1. Evrensellik

Grup üyeleri hem kendi bireyselliklerini hem de grubun üyesi olmayı hissetmekten fayda görürler. Grup üyelerinden kendilerini birbirlerinin yerine koyarak diğer bireyin nasıl hissetmiş olabileceği deneyimleme oldukça önemlidir.

  1. Bilgi Sunmak

Grup üyeleri gruptaki yaşantıları yaşamlarına aktarmak için gruo sürecinin bir parçası olarak bilişsel büyümeyi yaşamaya ihtiyaç duyarlar. İçgörü gelişimi grup öğretmenlerini gerçek hayat duygusal uygulamalarına transfer etmede hayati rol oynarlar.

  1. Kök Aile Yaşantılarının Düzeltici Yeniden Tekrarı

İnsanların ilk olarak deneyimledikleri ilk grup aileleridir. Maalesef bu ilk grup deneyimi her zaman pozitif olmaz. Erken ilişkiler sonraki kurulan ilişkileri etkilemektedir ve beyin bu döngü içerisinde gelişmeye devam etmektedir. Grup terapisi de bu bireyler arası yeterlilikleri arttırmaya yönelik olarak bu eski ilişkisel örüntüleri bırakma ve yeni ilişkiler öğrenmesi ve bunlara uyum sağlama konusunda yardımcı olur.

  1. Modelden Öğrenme

Grup terapisinin temel faktörlerinden biri bir iki ve grup üyelerinin arasındaki uyumlu davranışın model alınmasına fırsat tanımasıdır. Model alma yaşamın sürdürebilmesinde önemli bir rol taşır.

Nöronlar psikolojik danışma alanında insanların empati için donanmış olduğuna dair kanıt şeklinde ilan edilse de, aynı zamanda insanların taklit için donanmış olduğunu da kanıtlar.

  1. Sosyalleşme Teknikleri

Grup terapisinin temel unsurlarından biri, onun üyelerine birbirleriyle etkileşim kurmalarını sağlamaktır. Grup üyeleri için sosyal çevrelerde yeni davranış biçimleri denemek bir seçenek düzeneği yaratır.

  1. Kişilerarası Öğrenme

Grup liderinin grupla paylaşabileceği en önemli özelliklerden biri diğerleriyle ve kendisiyle birlik içerisinde olmasıdır. Grup liderinin rolünün grubu aktive etmek ve grup üyeleri arasında oluşan şimdi ve burada sürecini göstermek olduğu unutulmamalıdır.

  1. Katarsis

Psikolojik danışmada yaygın olarak hissedilen duygusal ifadeler, öfke patlamaları, ağlama ve kahkahadır. İnsanlar duygularını ifade ettiklerinde insanlar rahatlar ve beynin limbik sisteminde dopamin salgılanır.

  1. Varoluşsal Faktörler

Grup terapisi bireylerin hayatlarını nasıl idam ettirecekleri ve kaygıları ile ilgili savaşma için bir ortam hazırlar. Anlam yaratma ve sorumluluk alma, sadece sorumlulukları yönetmek için değil amaçlı bir hayat yaşamada bir esastır.

Yaşamın devamı duygular ve biliş beynin ilişkili bölgeleri arasında iç görü geliştirmede olanak sağlamaktadır.

Grupla Psikolojik Danışmaya Beyin Temelli Yaklaşım

İnsan diğer insanların algıladığı acıyı gözlemlerken beyindeki ayna nöronlar sanki bu olay kendilerinin başına gelmiş gibi aynı ateşleme örüntüsünü gösterir. Ancak onlar lokalize acıyı hissetmezler çünkü beyin aynalanmış deneyim ile çatışan geçersiz kılma mesajı gönderir. İnsanlar, en azından sağlıklı koşullar altında başkasının acısını anlama kapasitesine sahiptir.

Nöro-Donanımlı Kariyer Odaklı Psikolojik Danışma

Nörobilimi kariyer olarak psikolojik danışmanlığına etkili bir biçimde entegre etmek için psikolojik danışmanların kariyer meselelerini tek başına problem olarak ele almaktan çok klinik ruh sağlığı psikolojik danışmanlığındaki mevcut problem gibi görecek şekilde kendi perspektifini uyarlamaya ihtiyaçları vardır.

Kariyer Odaklı Psikolojik Danışma ile Benliğin Nörobilimini Bağlamak

Bir kişinin mesleki kimliği temelde işteki benliğidir ve bu durum zamanla değişiklik göstermektedir. İş performansı ve doyumu, benlik(içsel), iş çevresinde ifade edilebilir olduğunda normal düzeyde olur.

Beyindeki Mesleki Kimlik

Benlik deneyimlerin bir toplamıdır. Bu deneyimlerin anılar, daha spesifik otobiyografik bellek şeklinde depolandığı söylenmektedir. Otobiyografik bellek kendilikle ilişkili anılar demektir. Benlik bu bileşenlerden elde edilen anıların yapılandırılmasıdır. Bellek amigdalanın duygusal bellek yönetimi ile bağlantılı halinde hipokampusun yürütücü işlevi olarak yönetilir.

Nörotemelli Metaforlar

Psikolojik danışmanlar nörobilim ile psikolojik danışma entegrasyonuna metaforik bir yaklaşım geliştirebilirler. Metaforlar sadece bir uyarıcıdır ve bunun gibi metaforik modelde metaforları bir noktaya kadar mecaz, benzetme ve örnekler gibi diğer dilsel-empatik araçların ikamesi şeklinde kullanırız. Beyin ve merkezi sinir sistemi yapıları, sistemler ve işlevler, insanın psikolojik ve davranışsal işleyişine dair sayısız benzetme sağlamaktadır.

Danışanın probleminin bir karakter zayıflığı değil, beynin bir işi olduğunu anlamasına yardımcı olmak için günlük hayattan örneklerle bir metefor oluşturmak ve beyin işlevlerini danışanın deneyimleri için bir metafor olarak kullanmak.

Normalleştirici ve Aydınlatıcı Olarak Beyin Temelli Meteforlar

Danışanlar, otonom sinir sisteminin sempatik kısmının bir işlevi olarak HPA ekseninin etkilerini inceleyerek akut yada süregelen bir stres altında beyinlerinde ve merkezi sinir sitemlerinde neler olup bittiğini anlayabilir. Stres altındayken vücutta şu belirtiler gözlenir:

  • Büyük kas gruplarını ateşleyen artmış kalp hızı
  • Tehlikeyi görebilmek için daha fazla ışık almak adına büyüyen göz bebekleri
  • Ani enerji patlamaları için adrenal bezlerin uyarılması
  • Bedenin kaynaklarını yaşamı koruyan işlevlere yönlendirmek için sindirimi yavaşlatmak ve durdurmak
  • Yaralanma sonucunda kan kaybının en aza indirmek için kan damarlarını daraltmak

Adrenal bezlerin uyarılması, kortizol içerir ve bunun stres yönetimindeki etkileri kariyer ilişkili meselelere uyarlanabilir. Kortizolün yaşam kurtarıcı faydası, stres dinmediğinde ya da travmatik stres oluştuğunda kişi üzerindeki zararlı etkileriyle dengelenir.

İşyerinde Stres ve İyi oluş ve Beyin

Stres nörogelişimciler tarafından tehdit edici olarak ve de başka çıkma mekanizmaları üzerinde bir yük olarak değerlendirilen koşullar olarak tanımlanmaktadır. Stres hem objektif gözlenebilen hem de sübjektif içsel olarak yaşanan bir olgudur.

Erken yaş travmaları olan ya da kötü koşullarda büyüyen danışanlar algı ve tepki anlamında çalışma çevresindeki strese daha karşı yatkındır.

Danışanların strese yatkın beyinleri, psikososyal müdahaleler neticesinde değişebilir ve iyileşebilir.

Stresörün objektik oluşuna bakmaksızın bakım yoksunluğu yaşamış ve bu nedenle strese yatkın danışanlar, strese körleşmiş bir kortizol tepkisi verirler ki bu stresle başa çıkmak için nörokimyasal kaynaklara başvurma yeteneğini sınırlar.

Çalışma stresleri kişilerarası ve içsel bileşene sahip olabilir.

İnsan stres tepkisi sisteminin doğurgularını ve sınırlılıkları, kariyer odaklı psikolojik danışmada çalışma stresini ele alacak şekilde dallanıp budaklanmıştır.

Otonom sinir sistemi, bedeni kendisini korumaya hazırlamak anlamında etkili bir sistemdir. Her nasılsa iki tane iki tarafı keskin kılıç gibi görev yapmakta olan en az üç spesifik özelliğe sahiptir:

Hızlıca ateşlenir ancak dengeye ulaşması yavaş olur.

Algıya dayalı olarak, gerçeği gözetmeksizin, kendi başına hareket eder.

Uzun dönemli etkiler azalan gelirler kanununu tetikler.

Baş ağrısı, huzursuz bacak sendromu, yüksek kan basıncı vb. gibi fizyolojik; kaygı ve depresyon gibi psikolojik madde kullanımı, işe geç kalma, işleri unutmayı içeren davranışlar arasında bir ilişki mevcuttur.

İş Yaşam rolü geçişleri için iş yaşam dengesi ve stratejileri

İş yaşam dengesi, kariyer odaklı psikolojik danışma profesyonel bir hizmet olarak var olduğu sürece sağlıklı ve başarılı bir hayat için hedef olarak ön plana çıkarılacaktır.

Çalışanlar iş yaşam dengesinin yaşamlarında nasıl görüneceği konusunda karmaşa yaşayabilirler.

İş yaşam ya da iş aile dengesi ile ilişkili olan birçok faktör vardır bunlar;

  • Rol Çatışması: Bireyin aile ve iş bağlamında oynadığı roller ile kişiden beklenen roller çakıştığında ortaya çıkan gerginlik
  • Aşırı rol yüklenmesi: Çoklu, sürdürülemez uzun vadeli roller
  • Taşıma: Bir yaşam rolünün diğeri üzerindeki pozitif ya da negatif etkisi
  • Çocuk bakımı: Yoksul çalışanlar için giderek artan orandan hissedilen bir yük çünkü çocuk bakımı niteliği hane halkı ile ilişkilidir.
  • Çocuk Çıktıları: Genelde özellikle çalışan annelerin çocukları üzerindeki etkileri anlamında incelemekte ancak babanın iş takvimi ya da çocuk gelişiminde yer almama durumunu da kapsayabilir.
  • Stres ve Hastalık – iş yaşam dengesi meseleleri, dengede tutulduğunda koruyucu faktörler sunulabilir ve dengesizlik durumunda ise hastalık madde kullanımı söz konusu olabilir
  • Giris ve Çıkış: Yaşam rollerinin kişinin kariyerinde yapacağı yatırımı sınırlar ve kısmı zamanlı ya da sürekli olmayan istihdamlar sonuçlanır.

Randevu Alın

    Formu doldurun, sizi arayalım

    Bu gönderiyi paylaş

    Randevu Al Hemen Ara
    WhatsApp'tan bize yazın