Beslenmenin Önemi: Ne yerseniz o’sunuz!

Bu yazımız 03.01.2018 tarihinde cnnturk.com'da yayınlanmıştır.

Aldığımız besinler hücre gelişimi ve yenilenmesinin yakıtıdır. Besinler hücreler arası etkileşim, iletişim, genlerin dışa vurumu ve hücre zarı kontrolünde doğrudan rol oynamaktadırlar. Her besin bir data gibi hücre ve genlerimize işlenir. Doğru beslenmemiz hem tüm vücut hem de beyin sağlığımız için çok önemlidir…

Maalesef günümüzde tek tip beslenmekte, çok fazla karbonhidrat-basit şeker tüketmekteyiz. Basit şeker kan şekeri seviyesini hızla yükselten ve aniden düşürerek yorgunluk, huzursuzluk, zihin bulanıklığı, sersemliğe neden olan ve bilişsel işlevleri bozan bir besindir.

Bilinçli beslenme aynı bir ilaç gibi sağlığımıza, moralimize ve enerjimize katkı sağlar. Fazla kafein tüketen sabırsız ve talepkâr olur, dozunda çikolata yiyen, hareketli ve mutlu olur.

Kahvaltıda simit, poğaça gibi basit karbonhidrat tüketen hemen ardından dalgınlaşır ve algılaması yavaşlar.

Günümüzde toplumda yaygınlaşan kolay ve endüstriyel gıdalarla beslenme alışkanlıkları sağlığımıza olumsuz etkiler yapmaktadır. Genellikle en kötü beslenen kesim beslenmesine en çok dikkat etmesi gereken gençlerimizdir. Beynimiz 25 yaşına kadar kendini geliştirmeye devam ettiği için sağlıklı beslenme özellikle gençlerin vücut ve beyin sağlığı açısından çok daha önemlidir. Yirmi beş yaşına kadar dengeli ve düzenli beslenmeyen gençlerimizde fiziksel, zihinsel, ruhsal ve sosyal gelişimde gerilik, yorgunluk, hareketlerde dengesizlik, bağışıklık sisteminde bozulma ve sık enfeksiyonlar görülür. Ayrıca obezite de dengesiz ve basit karbonhidratlarla ve zararlı yağlarla beslenmenin sonucudur. Düzensiz ve dengesiz beslenmeyi önlemede ailelere ve gençlerimize beslenme eğitimi ve sağlıklı beslenme bilincini sağlamak önemlidir.

Beyin sağılığımız için;

1. Beynimizin %80’i su olduğundan doğru beslenmede ilk kural yeterli sıvı almaktır. Hafif bir su kaybı bile vücutta stres hormonunu arttırır. Huzursuz olursunuz, hafıza sorunları, kilo artışı olur. Sıvı kaybı cildinizi yaşlı ve kırışık gösterir. Herkesin sıvı ihtiyacı kilosuna göre değişir. Ağırlığınızı 30 ml ile çarparak tüketmeniz gereken sıvı miktarını bulabilirsiniz. Şeker, kafein, alkol, tatlandırıcı ve kalori içermeyen sıvı tüketmelisiniz. Günde 2-3 fincan yeşil çay faydalıdır.

2. İyi yağları arttırıp, kötü yağları azaltmalıyız. Yağlarla ilgili yanlış algılar vardır. Yağın her türlüsü kötü zannediliyor. Ancak vücudumuzun ve beynimizin yağa ihtiyacı vardır. Beyin katı dokusunun %60’ı yağdır. Beynimizdeki sinir hücrelerimizin çalışmak için iyi yağlara ihtiyacı var. Sinir hücrelerinin etrafındaki zar yağ katmanıdır. Trans-yağlar en kötü yağlardır, kimyasal olarak üretilirler. Margarin, patates cipsi ve kek ürünlerine raf ömrü uzatmak için trans yağlar eklenmektedir. Doymamış yağlar ise, sağlık için çok önemlidir ve bilinenin aksine kolesterolü düşürürler. Avokado, zeytinyağı, badem ve somon palamut balıkları doymamış yağ içerir. Bu yağ oranları vücutta düşükse dikkat eksikliği, depresyon ve Alzheimer hastalığı riski artar.

3. Şeker tüketimini kısıtlamalıyız. Şeker tüm bilinen zararlarının yanında kalp hastalığı, kilo artışı, felç riskini arttırır. Epilepsi hastalığında nöbet artışına neden olur. Etiketlerinde direk olarak şeker yazmamasına rağmen makarna sosu, salata sosu, ketçap, fıstık ezmesi, başta ekmek olmak üzere tüm unlu mamuller, krakerler ve alkol de şeker içerir. Laktoz, maltoz, glikoz, malt şurubu, sorbitol ve früktoz gibi isimler altında içerik eklenmiş gıdalar da şeker içeriyor demektir. Bunun yanında meyveler ve meyve suları da şeker içeriklerinden dolayı ölçülü tüketilmelidir.

4. Kafeini ölçülü tüketmeliyiz. Çay, kola, çikolata ve enerji içecekleri de kahve gibi kafein içerir. Günlük kafein tüketimi 300 mg’ı geçmemelidir. Fazla tüketilen kafein sıvı kaybı yapar, beyne kan akışını azaltır. Beynimiz sağlıklı düşünemez ve erken yaşlanır. Kafein uykuyu olumsuz etkiler, gergin ve sinirli hissettirir. Oysa ölçülü kahve tüketimi Alzheimer gelişmesini, bağırsak kanserini ve diyabeti önler. Ancak bu yararları sağlayanın kahve içindeki kafein mi yoksa başka bir madde mi olduğu henüz belirlenememiştir.

5. Tuz tüketimini azaltıp potasyum tüketimini artırmalıyız. Vücudumuzun sodyum ve potasyuma ihtiyacı vardır. Yüksek potasyum ve düşük sodyum oranı sağlığımız için en idealidir. Tuz iyi bir sodyum kaynağıdır. Ancak sodyum artışı kilo artışı, insülin direnci ve hipertansiyona neden olur. Ateroskleroza yol açtığından dolayı kalp damar ve beyin hastalıklarından ölüm riskini artırır. İdeal tuz tüketimi günde 5 gr’ın altında olmalıdır, bu da yaklaşık olarak bir çay kaşığı kadardır. Zengin potasyum kaynakları muz, ıspanak, kavun, kivi, kuru fasulye, domates, portakaldır.

6. Yüksek antioksidan içeren ve beyin için yararlı besinler tüketmeliyiz. Genellikle yüksek antitoksidan içeren besinler aynı zamanda beyin için de yararlı yiyeceklerdir. Antioksidanlar yaban mersini ve üzüm gibi mor renkli meyvelerde bolca bulunur. Antioksidan içeren besinler felce karşı önleyicidir, nöroplastisitede rol oynar, hafızayı güçlendirir, karın yağlarını eritir, kolesterolü düşürür ve glikozu dengelerler. Beyin için somon ve palamut balığında bolca bulunan omega3, ıspanak brokoli gibi yeşil sebzelerde bulunan K vitamini ve B vitamini, mantarda bulunan D vitamini ve ceviz ile bademde bulunan E vitamini de oldukça yararlıdır.

Randevu Alın

    Formu doldurun, sizi arayalım

    Bu gönderiyi paylaş

    Randevu Al Hemen Ara
    WhatsApp'tan bize yazın