Bilişsel ve duygusal tükenmişlik

Bilişsel ve duygusal tükenmişlik

Kendimize basit ama önemli soruları sormayı sürekli erteliyoruz. Hayat, iş ve sorumluluklar birikip dururken, “Bunu sonra düşünürüm” diyerek iç dünyamızı sessizce ihmal ediyoruz. Ancak bazen tek yapmamız gereken bir an duraklayıp ruhumuzu dinlemek olabilir. Çünkü bu küçük duraklamalar en büyük farkındalığın kapısını açar. Bugün bunu birlikte yapalım; kendinize birkaç dürüst soru sormanın zamanı geldi.

Hayatınızda memnun olmadığınız bir şey var mı? Sinir sisteminizin zayıfladığını, kontrolü kaybettiğinizi hissediyor musunuz? Gün boyunca stres seviyeniz sürekli yüksek mi? Belki de kaygınız arttı ve bazen nefes almak bile zor geliyor. Geceleri uyuyamıyorsunuz, zihniniz kapanmıyor; “ya olursa?” endişesi sürekli kulağınıza fısıldıyor. Ve belki de günler birbirinin kopyası gibi hissettirmeye başladı… Monotonluk, duygusal ağırlık ve içsel boşluk sizi yıpratmaya başlamış olabilir.

Sihirli bir değneğiniz olsaydı, neyi değiştirirdiniz?

Düşünün… Sihirli bir değneğiniz var ve hayatınızda istediğiniz her şeyi değiştirmek için sınırsız gücünüz olduğunu biliyorsunuz. Neyi değiştirirdiniz? Kendinizde neyi iyileştirirdiniz? Hangi duyguları susturur, hangilerini yeniden beslerdiniz? Aslında, tüm bu sorular bizi tek bir gerçeğe götürüyor: beynimiz. Sinir sistemimiz, hormonlarımız ve duygusal düzenleme merkezlerimiz bir orkestranın parçaları gibi uyum içinde çalışır. Ancak, uzun süreli stres, arka arkaya gelen duygusal yükler ve sonsuz performans baskısı, bu orkestranın sesini yavaş yavaş bozabilir; tonu değişir, ritmi kayar ve biz buna yorgunluk veya ben böyleyim deriz.

Bilişsel ve duygusal tükenmişlik

Tıpta, bu bozulmaya bilişsel tükenmişlik ve duygusal tükenmişlik diyoruz; yani zihinsel kapasitenizin ve duygusal enerjinizin aynı anda tükenmesi. İlginçtir ki, bu durumun belirtileri genellikle kişilik özellikleri ile karıştırılır. Sabırsızlık, unutkanlık, konsantre olma zorluğu, duygusal iniş çıkışlar, kırılganlık, ani öfke patlamaları, uyku bozuklukları ve sürekli endişe… Bunların hiçbiri karakter sorunu değildir. Bunlar, sinir sisteminizin size gönderdiği sessiz alarm sinyalleridir. Vücudunuz aslında yorgunum diyor, ama siz ben zaten hep böyleydim diye düşünüyorsunuz.

Bazen yapılacak ilk şey zihninizi boşaltmak, sinir sisteminizi onarmak ve hayatınızı yeniden düzenlemektir. Bu bir zayıflık ya da kabullenmişlik değildir; aksine, kişinin kendisine gösterebileceği farkındalıktır. Anlattıklarım size tanıdık geliyorsa, Evet… Son zamanlarda kendimi ve zihnimi kaybettim diyorsanız, lütfen bu yükü tek başına taşımak zorunda olmadığınızı bilin. Beden ve zihin böyle zamanlarda desteğe ihtiyaç duyar ve bu destek genellikle düşündüğünüzden çok daha hızlı bir iyileşme sürecini başlatır. Bir nörologdan profesyonel destek almak, düşündüğünüzden çok daha büyük etki yaratabilir.

Randevu Alın

    Formu doldurun, sizi arayalım

    Paylaş

    Randevu Al Hemen Ara
    WhatsApp'tan bize yazın
    BENZER YAZILAR