Bilişsel davranışçı tedavi yönelimli nöropsikoloji

Bilişsel davranışçı tedavi yönelimli nöropsikoloji

Beyin, stres, BDT

Psikolojiye dair geçici tüm bilgimizin büyük olasılıkla bir gün organik bir yapıya dayanacağını akılda tutmalıyız (Sigmund Freud)

Yaşam boyu nörofizyolojik gelişim

Beyin gelişimi alttan üste arkadan öne doğru ilerler. 20’li yaşların ortalarında olgunlaşan prefrontal korteks en son gelişen bölgedir.

Beyin ve kafatasının 3 yaştan sonra da gelişmeye devam ettiği düşünüldüğünde bu durum bizlere ilginç gelmektedir. Erken dönem boyunca beyin kişinin gerçekte kullanacağından çok fazla nöronal bağlantı üretir. Nöronlar ve sinapslardaki bu gelişme çocuğu öğrenme için hazırlamaktadır. Öğrenme aracılığı ile bazı bağlantılar pekiştirilirken bazıları da yok edilmektedir.

Bağlanma

İnsanlarda bağlanmanın nörofizyolojik süreci; kokusal işitsel ve görsel olarak nitelendirilmektedir. Nöropetit oksitosin bağlanmayı kolaylaştırıyor olması gözlenmektedir. Hipotalamusta geliştirilen oksitosinin öğrenme ve duyusal belleği ilerletmekte yol aldığı  ve erken bebeklik bağlanma deneyimlerinde anneden çocuğa taşıdığı düşünülmektedir. Bağlanma ilişkileri beyin gelişimini destekler niteliktedir. Fiziksel temas ve bağlanmanın stres tepsikini azalttığı gözlenmektedir.

Bellek

Prefrontal korteks ve hipokampus ergenliğe ve erken yetişkinliğe kadar gelişimini tamamlamaz. Yapılan araştırmalara göre 18 aydan küçük çocukların bildirimsel bellek sisteminin henüz gelişmediğini ve yaşamın ilk 5 yılına kadar gelişimin devam ettiği tespit edilmiştir. Bu nedenle psikolojik danışmanların küçük çocuklar ile çalışırken bu bilgiyi göz önünde bulundurmaları gerekmektedir.

Duygusal Düzenleme

Beynin limbik yapıları prefrontal korteksten daha erken olgunlaşmaktadır. Bu gelişim ergenlik döneminde sık sık gözlenen duygusal durumu , dürtüselliği, öz bilinçliliği ve risk alma davranışlarını açıklamaktadır. Beynin daha duygusal tepki veren kısımlar daha fazla aktifken bilişsel, karar alan ve problem çözen kısımları henüz tamamlanmamıştır. Sonuç olarak ergenler duygusal bir durumla karşılaştıklarında limbik bölgelerini optimal düzeyde dengeleyemezler.

Ergenler ortalama olarak psikolojik ve sosyal stresörlere bir yanıt olarak kendi sistemlerinde daha fazla kortizol yaşatırlar. Ergenlik döneminde karşılaşılan bir stres faktörü yeişkinlik döneminin zeminini hazırlamaktadır. Ergenlik döneminde nörotransimitter ve hormon akışının fazlalığı durumunda dopamin düzeyi yükselik ve ergenlerin risk alma, madde kullanma gibi davranış bozukluklarının açıklanmasını sağlar.

Sosyal gelişim

Ergenlik sosyal bilişin gelişiminde oldukça önemli bir dönemdir. Sosyal biliş; diğerlerini tanıma ve kendisinin ve başkalarının ruhsal durumunu değerlendirme yeteneğidir. Bu bölgede meydana gelen değişimler başkalarına ruhsal durumlar atfetme yeteneğinin dayanağını teşkil eder ve yüz ifadelerine göre daha duyarlı davranmayı sağlayabilir. Yapılan araştırmalara göre ergenlerin amigdalaları daha aktif bir biçimde çalıştığı için yetişkinlere göre duygulanımları daha fazla yanlış yorumlamışlardır.

Seks hormonlarının etkisi

Serebral kan akışı , HPA eksen işleyişi ve nörotransmitter düzeylerinin hepsi cinsiyet hormonlarının düzeyleri tarafından düzenlenmektedir.

Adet döngüleri süresinde seks hormonlarının düzeylerinde dalgalanmalar gözlenmektedir. Yapılan araştırmalar bu durumun, bağımlılık, nüks. Posttravmatik pataloji ve hatta intihara yatkınlığı meydana getirdiğini göstermiştir.

Sağlığın sosyal belirleyicileri

Depresyon, obezite, kaygı, hipertansiyon, diyabet, kanser türleri, kalp krizi bunama ırksal ve ekonomik marjinalitenin buluşma noktasında yaşayan bireylerde daha fazla görülmektedir. Yetişkin siyah Amerikalılarla yapılan çalışmaya göre kaygı depresyon ve diğer psikiyatrik bozukluklar arasında anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir.

Kronik stres

Fiziksel ve fizyolojik sağlığın sürdürülmesi, kişinin olumsuz geribildirim sisteminin yolundan uyarılmamış duruma geri dönme yeteneğine dayanır. Ancak bireyin çevresindeki olumsuzlukların çok fazla oluşu ve kişinin bunlara sürekli maruz kalma durumunda birey bir kısır döngüye girmektedir.

Kortizol miktarını normal düzeylere çekme işlevini gören geribildirim sistemleri, kortizolü sağlıklı bir yoğunlukta tutmak için daha az çalışmak suretiyle giderek daha az etkili hale gelir. Bu akut stres tepkisi kronik bir hal alarak yaşamı tehdit edici bir şekle bürünmektedir. Yapılan araştırmalara göre kronik stres yaşayan bireylerde; bunama, kalp krizi, diyabet, kanser , depresyon , kaygı ve şizofreni gibi hastalıklar gözlenmektedir.

Bireyin psikolojik durumu ile bu duruma tepki veren nörolojik ve hormanel süreçler ile immünolojik mekanizmalar arasında karmaşık ilişki vardır. İnsanların bakteri, virüs, kanser hücreleri gibi zararlı istilacılardan korumda oldukça önemi olan bağışıklık sisteminin fiziksel ve psikolojik iyi oluşu etkilemektedir.

Azaltılmış kazanılmış bir bağışıklık tepkisi durumunda kişi enfeksiyon ve çeşitli hücrelere karşı artmış bir yatkınlık sergiler ve doğal bağışıklık tepkisinin kuvvetlendirilmesi yani inflamasyon ile ilişkili problemler kalp damar hastalıkları, bunama, fibromialjiyi, kronik yoğunluk, otoimmun hastalıklar la ilişkilidir.

Kronik stresin , bağışıklığın yol açtığı duygu durum rahatsızlıklarını tetiklediği ve sonrasında sağlamlığın yara aldığı, bu nedenle de tekrar kronik stres durumunun ateşlendiği bir kısır döngü söz konusudur.

Epigenetik

Yapılan araştırmalara göre; ceninin yetersiz beslenme, annelik depresyonu ve kaygısı, sigara, yoksulluktan kaynaklı doğum öncesi stres faktörlerine maruz kalması yaşam boyunca kronik stres döngüsünü genlerle ilişkilendirmiştir. Bu epigenetik programlama doğum sonrası çevrenin, anneden ayrılmanın da stres faktörünü doğurduğunu söylemektedir. Stres sonucunda bireyde, depresyon, kaygı gibi psikiyatrik bozukluklar gözlenmektedir.

Nöropsikoljik danışmada değerlendirme

Klinik bir değerlendirme, danışanın yaşamının tüm hatlarını içermeye ve aynı zamada olası nesiller arası öyküye de gerek duymaktadır. Bu değerlendirme hem nitel hem de nicel kısımları içermektedir.

Nitel ve öznel kısımlar gerekli olan raport ve terapötik ittifakı temsil eder. Nicel kısımlar ise danışana belli bir puanın ortalamaya göre oranını hesaplama ve danışanın problemine farklı bir açıdan bakmayı sağlar.

Danışanın öyküsünün incelenmesinde; tıbbi öykü, ailesel öykü, okul öyküsü, psikolojik öykü ele alınmalıdır. Aynı zamanda yaşam tarz hakkındaki bilgilerde oldukça önemlidir. Uyku hijyeni, egzersiz, beslenme, iş hayatı din ve madde kullanımı gibi diğer kaynaklarda sorgulanmalıdır.

İlk görüşmede alınan öykü sonuçları, danışana hangi objektif testlerin verileceğini belirler.

Aşağıdaki değerlendirmeler, nörospikolojik danışma değerlendirmesinde tipik olarak kullanılmaktadır.

  • İnsomniya
  • Depresyon
  • Beden Algısı
  • Travma
  • Kaygı
  • Kişilik Envanterleri
  • Öğrenme Bozuklukları Değerlendirmesi
  • Dikkat Eksikliği
  • Sürekli Performans Testleri

Randevu Alın

    Formu doldurun, sizi arayalım

    Bu gönderiyi paylaş

    Randevu Al Hemen Ara
    WhatsApp'tan bize yazın