Unutkanlık kader mi? 

Unutkanlık kader mi? 

Unutkanlık… Bir odaya girip neden girdiğinizi unuttuğunuz o an. İsmini bildiğiniz birinin adını dilinizin ucuna kadar getirip hatırlayamadığınız o sıkıcı boşluk. Peki gerçekten yaşlılıktan mı kaynaklanıyor bu durum? Yoksa beynimiz bize daha derin, daha sessiz bir sinyal mi veriyor?

Klinikte en çok karşılaştığım sorulardan biri şu: “Hocam, neden bu kadar unutkan oldum?”

Ve ben artık bu soruyu duyduğumda yalnızca yaşı sormuyorum. Çünkü modern yaşamın temposu, stres, uykusuzluk, kötü beslenme ve toksin yükü… Tüm bunlar beynimizin yaşını yıllar içinde değil, aylar içinde değiştirebiliyor. Hafıza kaybı, beyin sisi ve dikkat eksikliği… Eskiden yaşlılara özgü sanardık, şimdi 30’larındaki danışanlar bile bu sorunlarla baş ediyor.

Peki düşündünüz mü hiç… Gerçek biyolojik yaşınız, takvimdeki yaşınızdan daha hızlı ilerliyor olabilir mi? İşte tam da bu noktada devreye “biometrik yaşlanma saati” giriyor. Beyninizin yaşını anlamanın, unutkanlığın nedenini çözmenin en bilimsel yollarından biri. Klinik pratiğimde sıkça rastladığım bir senaryo: 40 yaşında bir danışan, ama biyolojik yaşı 55. Sürekli yorgun, unutkan, sabahları kalkmakta zorlanıyor, konsantrasyonu dağınık. Ama başka biri geliyor, 60 yaşında, fakat enerjisi yüksek, zihni berrak, üretkenliğinden hiçbir şey kaybetmemiş. Aradaki farkı ne belirliyor dersiniz?

Amerika’da yapılan dev bir çalışmada, 6417 kişinin 21 biyobelirteci incelenmiş. Sonuçlar çok net:
Bazı insanlar takvim yaşından 5 yıl daha yaşlı çıkarken, bazıları tam tersine 5 yıl daha genç!

Kısacası, yaşlanma sandığımızdan çok daha kişisel bir süreç. Ve hızını biz belirliyoruz.

Peki bu hız neye göre değişiyor? Bilim insanları özellikle 5 biyobelirtece dikkat çekiyor:
Glikozillenmiş hemoglobin (HbA1c), sistolik kan basıncı, bel çevresi, kolesterol ve kan üre azotu.

Bu değerlerdeki küçük sapmalar bile beynin enerji metabolizmasını bozuyor. Ve sonuç: hafıza kaybı, dikkat eksikliği, beyin sisi…

Ama hepsi bu kadar da değil. Bazı yaşam alışkanlıkları, bu süreci adeta benzinle körüklüyor.

Sigara içiyorsanız beyin yaşlanma hızınız %50 artıyor. Düzenli alkol tüketimi, ailede diyabet öyküsü… Bunlar sadece kalp damar hastalıklarını değil, beyninizi de tehdit ediyor. Ve hızlı yaşlanan beyinler sadece unutkanlıkla değil, daha büyük risklerle de karşı karşıya. Hipertansiyon riski 6 kat, obezite 2 kat, kalp krizi riski de 2 kat artıyor. Ama bana göre en tehlikeli olanı, sessizce ilerleyen nörodejeneratif hastalıklar. Evet… Alzheimer gibi hastalıkların zemini burada, bu biyolojik hızlanmada atılıyor.

Biz Beyin 360 kliniğimizde bu verilere göre hareket ediyoruz. Bize gelen danışanların çoğu “Odadan neden çıktığımı unuttum” ya da “Zihnimde sürekli bir sis var” diyor. İncelediğimizde, çoğunun biyobelirteçlerinde dengesizlikler görüyoruz.

Unutkanlık bir kader değildir. Yaşlanmanın hızını yavaşlatmak, hatta tersine çevirmek mümkündür. Ve bunun ilk adımı, kendi biyolojik yaşınızı öğrenmekten geçiyor. Çünkü neyi ölçebiliyorsak, onu iyileştirebiliriz.

 

Randevu Alın

    Formu doldurun, sizi arayalım

    Paylaş

    Randevu Al Hemen Ara
    WhatsApp'tan bize yazın
    BENZER YAZILAR