Uzun ve sağlıklı yaşamın sırrı beyinde mi saklı?

Uzun ve sağlıklı yaşamın sırrı beyinde mi saklı?

Kişinin yaşam süresini etkileyen birçok faktör var. Bazıları, genler gibi kontrol dışıdır. Bazıları ise, yaşam tarzı ve çevresel faktörler gibi, değiştirilmesi biraz daha kolay olanlardır.

Harvardlı bilim insanları, bu iki uç nokta arasında kalan başka bir faktör daha buldu. Beyinde aşırı sinirsel aktivitenin bastırılmasını sağlayan ‘REST’ adı verilen bir protein, yaşam süresini uzatabilir gibi görünüyor.

REST, çok amaçlı beyin koruyucu olarak bir üne sahiptir. Sinir hücrelerini, sigara, obezite ve kirlilik gibi tetikleyicilerin neden olduğu iltihaplanma tepkisi ve oksidatif strese karşı korur. Ayrıca Alzheimer’da beyin plaklarını engelleyebilir. REST protein miktarı arttığında, sinir sistemi uyarılma miktarı azalıyor ve yaşam süresi uzuyor. Tam tersi yapılıp REST proteini azaltıldığında, yaşam süresi daha kısa oluyor. REST proteini, bir sinir hücresinden bir başka sinir hücresine sürekli ateşleme yapan heyecanlı sinir hücrelerini susturuyor.

Beynimizde Homeostatik Denge, Daha Fazla Yıl Anlamına Gelebilir

Bulgular gösteriyor ki, beyni homeostatik dengede tutan ve fazla uyarılmasına izin vermeyen bir proteine sahibiz. Bu REST proteini, beyin aktivitesinin kontrolden çıkmasını engelleyerek ömrümüzü uzatıyor. Bu, beynimizi daha az kullanmalıyız anlamına gelmiyor. Aşırı heyecanlı sinir sistemini, ara sıra “dinlenme ve sakinleşme” moduna almamız gerektiğini söylüyor. Daha tam olarak kanıtlanamasa da aşırı sinirsel aktivite, sinir hücrelerimize zarar veriyor ve bütün metabolik süreci etkiliyor olabilir.

Aşırı Uyarılmış Sinir Aktivitesi Yaşam Süresini Nasıl Kısaltıyor?

REST proteini stresle başa çıkma yeteneğini artırıyor, enerji üretimini daha verimli hale getirmek için yeniden çalışıyor, metabolizma hızını yeniden ayarlıyor. Sinir sisteminin stres tepkileri ve enerji metabolizmasının düzenlenmesi ile ilgili sinyal yolları, yaşam süresinin belirlenmesinde önemli roller oynayabilir. Aslında, bu sistemin genetik ve çevresel manipülasyonları, enerji metabolizmasını, stres direncini ve vücuttaki hücrelerin yenilenme kapasitesini düzenleyen hormon düzeylerini değiştirerek yaşam süresini büyük ölçüde etkileyebilir.

REST Keşfi Neden Önemli?

Bu bulgular, REST proteini hedef alınarak Alzheimer hastalığı gibi nörodejeneratif hastalıklarla savaşmaya yönelik ilaçların geliştirilmesi için fayda sağlayabilir.

  • Bazı, araştırmalar epilepsi için kullanılan ilaçların (sinir hücresi aktivitesini baskılar) laboratuvar hayvanlarında yaşam süresini uzattığını göstermişti.
  • Johns Hopkins Üniversitesi’nden başka bir çalışma, sinir hücresi uyarımını baskılayan epilepsi ilaçlarının hafif bilişsel bozukluğu olan hastalarda hafızayı geliştirdiğine dair erken kanıtlar göstermişti.
  • Yine Yankner 2014’te, Alzheimer gibi nörodejeneratif hastalıkları olan hastaların daha düşük REST seviyelerine sahip olduğunu bildirmişti. Alzheimer’in ilk aşamalarında, hipokampüsteki sinirsel ateşlemede bir artış olduğundan REST eksikliğinin bu hastalıkların gelişimine katkıda bulunup bulunmadığını merak edilmişti.

İlaç gelişiminde umut vadeden sonuçların yanı sıra, bu çalışma, gelecekte beynin nöral aktivitesini etkileyen yoga ve meditasyon gibi alışkanlıkların potansiyel olarak yaşam süresini uzatabileceğinden daha fazla teşvik edilmesini sağlayabilir.

Dinlenmek ve Stresi Azaltmak İçin Daha Fazla Nedenimiz Var

Farklı zihin ve vücutta gevşeme teknikleriyle, stresi ve aşırı heyecanlı sinir sistemini sakinleştirmeliyiz. Bu sayede, bağışıklık sistemini, metabolizmayı ve strese yanıt yollarını iyileştirerek ve nöroplastisiteyi teşvik ederek, yaşam süremizi uzatabiliriz. Peki nasıl sakinleşeceğiz?

  • Antidepresanlar, sakinleştiriciler ve anksiyete ilaçları, akut durumlarda fayda sağlasa da, nedene yönelik tedaviler değil, geçici tedavilerdir.
  • Bilişsel-davranışçı terapi (BDT), duygusal sıkıntı ve zararlı davranışlarla ilişkili düşünce modellerini değiştirmeye odaklanan bir tekniktir. Kanıtlar, depresyon, yeme-uyku bozuklukları ve anksiyetede, BDT’nin etkili olduğunu gösteriyor.
  • Meditasyon, yoga ve farkındalık temelli uygulamaların stres azaltımı üzerinde kanıtlanmış ciddi etkileri vardır. Ne kadar yoğun olursanız olun, kendinize en az 1 saat zihinsel ve fiziksel rahatlama sağladığınız ve bu uygulamaları gerçekleştirdiğiniz bir özel an ayırmalısınız.
  • Egzersiz, vücuttaki iltihaplanmayı ve stres seviyelerini azaltır. Düzenli egzersiz yapmak, vücudun strese uyum sağlama yeteneğini geliştirir.
  • B vitaminleri eksikliği, depresyon, Alzheimer hastalığı, şizofreni gibi bozukluklarla ilişkilidir. Adrenal bezler vücuttaki en yüksek C vitamini konsantrasyonuna sahiptir, çünkü güçlü serbest radikal temizleyicilerdir. C vitamini seviyeleri, stres veya enfeksiyon zamanlarında hızla düşer. B ve c vitamini destekleri almanızı öneriyoruz. Omega-3 yağ asitleri stres, anksiyete ve depresyonu önlemeye ve tedavi etmeye yardımcı olur. Bu yüzden, meyve ve sebze alımının arttırılması; zeytinyağı, kepekli tahıllar, balık ve kuruyemiş gibi besinlerin tüketilmesi stresi ve iltihaplanmayı azaltabilir.

Randevu Alın

    Formu doldurun, sizi arayalım

    Bu gönderiyi paylaş

    Randevu Al Hemen Ara
    WhatsApp'tan bize yazın