Yazılarım

Koronavirüsü ile ilgili bilinen yanlışlar neler?

Koronavirüsü ile ilgili bilinen yanlışlar neler?

Aralık 2019’da Çin’in Wuhan şehrinde başlayan yeni bir tip Koronavirüs (COVID19) salgını, şu an tüm ülkeleri alarma geçirmiş durumda. Tabi, salgınla beraber internette dolaşan birçok yanlış bilgi de var. Başta Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) olmak üzere, birçok bilimsel yayın da Koronavirüsle ilgili halkı doğru şekilde bilinçlendirmeyi amaçlıyor. İşte COVID19 ile ilgili yanlış bilinenler!

Koronavirüs (COVID19) nedir?

Koronavirüs sanılanın aksine yeni bir keşif değildir. Koronavirüsler, insanlarda genellikle soğuk algınlığı gibi hafif ila orta derecede üst solunum yolu hastalıklarına neden olan büyük bir virüs ailesidir. Domuz, deve, yarasa ve kedi gibi hayvanlar arasında dolaşan yüzlerce Koronavirüs vardır. Bazen bu virüsler insanlara geçer ve hastalığa neden olur. İnsanlara yayılan ve enfeksiyona neden olan tarihte tanımlanmış 7 Koronavirüs var ama bunlardan sadece 3’ü insanlarda daha ciddi sonuçlara neden oldu. Bunlar sırasıyla; 2002’nin sonlarında ortaya çıkan ve 2004 yılına kadar ortadan kaybolan SARS, 2012’de ortaya çıkan ve develerde yayılan MERS; ve son olarak Aralık 2019’da Çin’de ortaya çıkan ve yayılmasını kontrol etmek için küresel bir çabanın sürdürüldüğü COVID-19’dur.

Koronavirüs, grip belirtilerine neden olsa da daha farklıdır, tahminlere göre gripten 20 kat daha hızlı yayılır. Hatta, diğer akrabalarından da hızlı yayılır. Bunun nedeni, insan hücreleri üzerindeki bir reseptöre (ACE2) çok sıkı bağlanabilmesidir. COVID-19, SARS virüsünden 10 kat daha etkili bir şekilde insan hücrelerine bağlanır. Ancak, bu karşılaşılmış en ölümcül virüs tipi olduğu anlamına gelmiyor, çünkü SARS bildirilen ölüm oranı açısından (% 10) COVID-19’dan (% 2) daha şiddetliydi. Spesifik olarak, COVID-19’un yaygın semptomları arasında ateş, öksürük ve nefes almada zorluk bulunur ve nadir görülen semptomlar arasında baş dönmesi, bulantı, kusma ve burun akıntısı vardır. Şiddetli vakalarda, hastalık ciddi bir zatürre benzeri hastalığa dönüşebilir, ancak erken yaşta enfekte insanlar hiç semptom bile göstermeyebilir.

Koronavirüs beyni tutabilir mi?

Şu ana kadar bu yeni tip Koronavirüsün akciğerleri ve solunum yollarını etkilediği gözlemlendi. Ancak, tipik solunum yolu enfeksiyonu belirtileri haricinde, hastaların bazılarında başağrısı belirtisi de görülmesi, sinir sistemini de etkiliyor olabileceğini düşündürüyor. Daha önceki SARS Koronavirüsü, bazı hastalarda merkezi sinir sistemini de etkilemişti. SARS vakalarında, virüsler beynin solunumu kontrol eden bölgelerini enfekte edip solunum yetmezliğine, sinir sistemi rahatsızlıklarına, beyinde enfeksiyona ve tuttuğu bölgelerde sinir hücresi ölümlerine sebep olmuştu. Ancak, COVID-19’un SARS gibi davranıp davranmayacağını henüz bilmiyoruz.

Yakın zamanda Çin’de yayınlanan bir çalışma hastalanan kişilerin %36 kadarında nörolojik yakınmalar olduğu gözlenmiş. Özellikle başağrısı, sara nöbetleri, şuurda etkilenme ve beyin damar tıkanıklığı yakınmaları ile hastalar başvurabiliyor. Hatta şu anda özellikle ani boğularak düşüp ölen hastaların solunum yetmezliği mi yoksa beyinde solunum merkezi hasarlandığı için mi ani ölümlerin gerçekleştiği şu anda tartışılıyor.

Yeni tip Koronavirüs hakkında neleri yanlış biliyoruz?

  1. Yüz maskeleri Koronavirüsten korur

Koronovirüs ortaya çıktığından beri, maskeler piyasalarda yok satmaya başladı. Ancak, yanlış bilinen yaygın bir kanı var. Standart cerrahi maskeler, Koronavirüsün ana iletim yolu olan öksürük ve hapşırıkla etrafa saçılan küçük parçacıkları filtreleyemez. Maske, ağız ve buruna tam oturmaz ve çoğu kişi aslında bu maskelerin doğru kullanımını bilmez. Dahası, virüs sadece ağız ve burundan değil, gözlerden de girebilir. Ancak, ikinci bir maske tipi daha var. N95 maskesi olarak adlandırılan bu maske, yüze tam oturan bir nevi solunum cihazıdır ve havadaki partikülleri % 95 etkinlikle filtreleyebilir. Ancak bu maskeleri takması gerekenler, birebir hastalara maruz kalan sağlık çalışanlarıdır ki zaten çoğu kişi bu maskelerle nefes almakta zorlanır. Sağlıklı bireylerin, el ve yüzlerini sık sık yıkamaları, virüsten korunmak için daha etkili bir yöntemdir. Öksürme, hapşırma veya ateşiniz varsa, enfeksiyonun yayılmasını önlemek için maske takmanızı önerir. Bu belirtilere sahip değilseniz, maske takmanız gerekmez.

  1. COVID-19 bulaşan herkes ölür

Halkta salgına yönelik bu kadar büyük bir panik olmasının sebebi, yakalanan herkesin öleceğinin düşünülmesi. Ancak bu doğru değil. Çin’de 18 Şubat’ta yayınlanan bir araştırmaya göre, Koronavirüs bulaşmış kişilerin yaklaşık % 81’inde hafif semptomlar görülüyor. Yaklaşık % 13.8’i şiddetli hastalık yaşıyor, yani nefes darlığı oluyor veya ek oksijen tüpüne ihtiyaç duyuluyor ve yaklaşık % 4.7’si kritik seviyede, yani solunum yetmezliği, çoklu organ yetmezliği veya septik şokla karşılaşıyor. Dolayısıyla şimdiye kadarki veriler, 100 enfekte insandan sadece 2.3’ünün öldüğünü gösteriyor. Özellikle de yaşlı, halihazırda astım, diyabet veya diğer ciddi bir kronik hastalığı olan kişilerin daha çok risk altında olduğu görülüyor. Yine yapılan araştırmalarda, çocukların şiddetli hastalık geliştirme olasılıklarının yaşlılardan daha az olduğu görülüyor.

  1. Evcil hayvanlar yeni Koronavirüsü yayabilir

Şu ana kadar Koronavirüs bulaşan bir hayvanın insanları enfekte edebileceğine dair kanıt bulunamadı. Çin’de bir köpek, sahibinden COVID-19 virüsü aldı, ancak hastalanmadı ya da virüsü bulaştırmadı. Bilim insanları, bazı kedi ve köpeklerin Koronavirüse karşı savunmasız olabileceğini, ancak hastalanmayacaklarını ya da virüsü başkalarına bulaştırmayacaklarını söylüyor. Bu kanıya varmalarında, geçmişteki SARS vakalarının da payı var. 2003 yılındaki salgın sırasında birkaç köpek ve kedi benzer bir virüs olan SARS-CoV için pozitifti, ancak bir hastalık belirtisi ya da insanlara viral bulaşma kanıtı bulunamadı.

  1. Çin’den gelen kargolar güvenli değil

DSÖ’ye göre, Koronavirüslerin mektuplar ve paketler gibi nesnelerde uzun süre hayatta kalmaları mümkün değil. Uzmanlar, MERS ve SARS gibi benzer Koronavirüsler hakkında bildiklerimize dayanarak, bu yeni Koronavirüsün muhtemelen yüzeylerde zayıf bir şekilde hayatta kaldığını düşünüyor. Geçmişte yapılan bir araştırmada, ilgili Koronavirüslerin metal, cam veya plastik gibi yüzeylerde 9 güne kadar yaşayabileceği bulundu, kargoda kullanılan ambalaj yüzeyleri virüsün hayatta kalması için ideal değil. Ek olarak, bir virüsün yaşayabilmesi için sıcaklık, UV’ye maruz kalma ve nem eksikliği gibi belirli çevresel koşulların bir kombinasyonuna ihtiyaç var, nakliye paketlerinde ise bu kombinasyonun oluşması mümkün değil. Şu ana kadar ithal mallarla ilişkili herhangi bir COVID-19 vakası olmadı ve mümkün görünmüyor.

  1. Klor veya alkol vücuttaki virüsleri öldürür

Vücudunuza zaten girmiş olan virüsleri, alkol veya klor ile öldüremezsiniz. Vücuda alkol veya klor uygulamak, özellikle gözlere ve ağza girerse zarar verebilir. Özellikle İran’da Koronavirüsü öldürür düşüncesiyle çamaşır suyu ve etil alkol içen insanlar zehirlenmeler yaşadı, hatta yaşamlarını kaybetti. İnsanlar bu kimyasalları yüzeyleri dezenfekte etmek için kullanabilir ancak ciltlerine uygulamamalıdırlar. Öte yandan, elleriniz, virüslerin yüzeylerden solunum sisteminize kadar gittikleri ana yollardan biridir, bu nedenle onları temiz tutmak, virüse bulaşmayı durdurmak için yapabileceğiniz en etkili yoldur. Alkollü spreyler ya da jeller, koronovirüse karşı çok etkili değildir. Yüzde 60’tan fazla alkol içeriğine sahip el dezenfektanları mikropları öldürmede en etkilidir, yüzde 90-96 oranında etil alkol içeren kolonyalar, eller su ve sabunla yıkandıktan sonra ovulduğunda virüsün tutulmamasında etkili olabilir.

  1. Aşının eli kulağında

Araştırmacıların yeni Koronavirüsün genomunu tespit etmeleri sadece on gün sürmesine rağmen, bir aşının yakında hazır olması muhtemel değildir. Aşılar, yaygın olarak kullanılabilene kadar hayvan ve insan testleri de dahil olmak üzere çok sayıda gelişim aşamasından geçmelidir, bu nedenle bir Covid-19 aşısının mevcut olması en az bir yıl sürecektir.

  1. Antibiyotikler Koronavirüsü öldürür

Antibiyotikler sadece bakterileri öldürür; virüsleri öldürmezler. Virüsler ve bakteriler iki farklı mikroptur. Bu yüzden bakteri için antibiyotik, virüsler için antiviral ilaçlar kullanırız. Örneğin, mevsimsel grip de bir virüstür ve bu nedenle bazı semptomları tedavi etmenin veya hafifletmenin yolu antiviral bir ilaçtır. Bu nedenle, antibiyotikler, bakteriyel olan ikincil enfeksiyonlara sahip olmadıkça Koronavirüste işe yaramaz. Ayrıca, COVID-19 diğer virüslerden farklı olduğundan, mevcut aşılar ve antiviral ilaçlar da buna karşı koruma sağlamaz. Virüs o kadar yeni ve farklı ki, kendi aşısının geliştirilmesi gerekir. Ancak çok yeni çalışma halen piyasada bulunan bir sıtma ilacının bu virüse karşı etkili olduğu ve hastalanan kişilerde kullanılması kararı alındı.

  1. Termal tarayıcılar Koronavirüsü teşhis edebilir

Termal tarayıcılar birisinin ateşi olup olmadığını tespit edebilir. Ateş, Koronavirüste yaygın bir semptom olsa da, mevsim gribi gibi diğer durumlarda da ateş yükselebilir. Ek olarak, COVID-19 semptomları enfeksiyondan 2-10 gün sonra ortaya çıkabilir, bu da virüs bulaşmış bir kişinin ateş başlamadan önce birkaç gün boyunca normal bir sıcaklığa sahip olabileceği anlamına gelir. Dolayısıyla, enfekte olan ancak henüz ateşten hasta olmayan insanları tespit edemezler.

Koronavirüse karşı ne yapmalıyız?

DSÖ, Koronavirüsün yayılmasını azaltmak için aşağıdaki basit önlemleri öneriyor:

  • Hasta görünen insanlarla yakın temastan kaçının
  • Gözlerinize, burnunuza veya ağzınıza fazla dokunmamaya çalışın
  • Hastaysanız evde kalın
  • Bir peçeteye hapşırın, sonra atın
  • Peçeteniz yoksa, dirseğinize doğru hapşırın
  • Sık dokunduğunuz nesneleri ve yüzeyleri dezenfekte etmek için alkollü spreyler ve mendiller kullanın
  • Ellerinizi düzenli olarak 20 saniye sabunla yıkayın

Bu gönderiyi paylaş